İstanbul Bölge Müdürlüğü

Tarihçe

İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Tarihçesi

Gümrük ve Gümrük Vergisi, muhtemelen tarihte birbirinden ayrı yaşayan toplumlar, şehir devletleri, devletler, imparatorluklar var olduğu sürece var idi. Eski Mısırda(M.Ö. 3500-2200) satışlar üzerinden alınan bir vergi olmadığı halde ithalat ve ihracattan alınan gümrük vergilerinin varlığı bilinmektedir. Gümrük, devletlerin egemenlik alanlarının bir ifade biçimi ve hazinelerinin önemli bir gelir kaynağı olmuştur. Ülkeler, topraklarına giren kişiler, ticari mallar ve her tür maddeleri ülkenin güvenliği, ekonomisi, hükümranlık, halkın sağlığı gibi faktörleri korumak ve vergi sağlamak amaçlarıyla sınırlarda denetlemeye tabi tutmuşlardır. İstanbul’da Gümrüklerin ilk olarak Roma döneminde M.Ö. bu günkü isimleriyle Avrupa yakasında İstanbul ve Anadolu yakasında Kadıköy Gümrük istasyonlarının var oluğu bilinmektedir.
Tarihte birçok devlette Gümrük ve Gümrük Vergisi farklı isim ve uygulamalarla kullanılmıştır. Türklerde Gümrük, Göktürklerde (M.S.552-630) gümrük vergisi anlamına gelen “tamga” kelimesi ile kullanılmıştır. Gümrük ve transit vergilerini tahsil eden bu memurlara “tamgacı” deniliyordu. Hunlarda, Samanoğularında, Gaznelilerde ve daha birçok Türk devletinde Gümrük, farklı isimler ve uygulamalarda varolmuştur.
Selçuklular (M.S.1040-1157) döneminde ise gümrük vergisi anlamında, tamga, bac, meks, ve öşür kelimelerinin yanı sıra ilk kez gümrük kelimesi kullanılmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde gümrük, gerek iç gerekse dış ticarette girişi ve çıkışı yapılan her türlü ticari maldan alınan vergi anlamında kullanıldığı gibi gümrük işlemlerinin yapıldığı idari ve depo alanları için de kullanılmıştır. Tanzimat Fermanından önce iç ve dış ticarette alınan vergiler şer’i ve örfi hukuka dayanmakta idi. Osmanlı İmparatorluğu’nda gümrükler, Tanzimat’ın ilanından önce İltizam ve Emanet usullerine göre toplanıyordu. İltizam usulünde gümrükler arttırma ile 1-3 yıl süre ile müteahhitlere ihale ediliyordu. Emanet usulünde ise gümrük vergileri Gümrük Eminleri ve memurları vasıtası ile hazine hesabına alınıyordu.
Emanet usulünün yürürlükte olduğu dönemde gümrük eminleri doğrudan hazineye bağlı idiler. Aralarında herhangi bir irtibat yoktu hatta bir dağınıklık vardı. Gümrüklerin bu durumdan kurtarılması için 1859’da bazı taşra gümrük eminleri hazine yerine İstanbul Gümrük Eminliğine bağlandı.
1861 yılında Rüsumat Emaneti kuruldu ve taşradaki Gümrük Emanetleri müdürlük statüsüne getirildi. Yine aynı yılda ülkemizle diğer ülkeler arasında yapılan ticaret anlaşması ile gümrük giriş vergileri artırılmış, bunun sonucu olarak kaçakçılıkta artış görülmüştür. Kaçakçılığa karşı tedbir almak üzere yeni bir teşkilatın kurulması düşünülmüş ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı kurulmuştur. İkinci Meşrutiyet Döneminde Rüsumat Emaneti kaldırılmış ve 1909 yılında çıkan bir nizamname ile gümrüklerimiz Maliye’ye bağlanmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde gerek iç gerekse dış ticaret açısından İstanbul’un ayrı bir yeri vardır. Kentte deniz yoluyla yapılan ticari faaliyetlerin çekim alanını ise Haliç’in her iki yakası oluşturmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun tüm limanlarından gelen malların gümrük işlemlerinin yapıldığı aynı zamanda Gümrük Emin’inde makamının bulunduğu binanın Eminönü’nde eski deniz surlarının önünde, şimdiki Galata Köprüsü yakınlarında yer aldığı belirtilmektedir. Eminönü isminin de Osmanlı zamanında burada bulunan Gümrük Emin’inden geldiği bilinmektedir.
1862 yılından önce İstanbul Emtia Gümrüğü şeklinde de adlandırılan Gümrük Emaneti 1853 yılında bir yangın geçirmiştir. Yanan binanın yerine 1858 yılından sonra kıyı şeridinin düzenlenmesi sırasında iki katlı taş bina yapılmıştır. 19. yüzyılın sonunda yayınlanan İstanbul Limanı ile gümrüğün görüldüğü kartpostalın sağındaki kâgir iki katlı ve kırma çatılı bina, muhtemelen yangından sonra inşa edilen Gümrük Emaneti binasıdır. Yanında bulunan binanın da depo olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir (Resim-1).

 

Eminönü yakasında yeni bir gümrük binasının inşası, 19. yüzyılın sonlarında rıhtımın düzenlenmesi sırasında ele alınan konulardan biridir. Bina 1910 yılında bitirilmiştir. Binanın cephesinin bir bölümü 1915 tarihli fotoğraftan tanımlanabilmektedir (Resim-2).
 



İstanbul en eski ticari merkezlerinden olan Galata’da 16. yüzyıl ortalarında inşa edilen Kurşunlu Han’ın yanı sıra tüccarların evleri de depo olarak kullanılmıştır. Kurşunlu Han’a 18. yüzyılın ortalarına doğru bir köşk ilave edilmiş, 1819 yılında yanan köşk, Sadrazam Derviş Paşa tarafından onarılarak 1821–1822 tarihinde Gümrük Emini Binası yapılmıştır. 1853 yılından sonra köşke pasaport ve karantina binaları eklenmiştir (Resim-5)

Kurşunlu Mahzen Köşkü dışında Galata’da İhracat Gümrüğü, Emtia / Eşya Gümrüğü, Müskirat / İçecek ve Zahire Gümrüğü, Kireçkapı’da birkaç depo ve yazıhane ile Kurşunlu Hanı’nın biraz doğusunda 19. yüzyılın başından beri var olan Fransız Gümrüğü olduğu bilinmektedir.
İstanbul’daki gümrüklerden birisi de Galata’daki Mumhane Caddesi üzerinde bulunan Galata Dahili ve Ecnebi Malları Gümrük ve Depo binasıdır. Şu an mevcut olan fakat kullanılmayan bina günümüzde Eski Paket Postanesi olarak da bilinir (Resim-6).

Devlet Arşivleri Genel Müdür Yardımcısı Sn Doç.Dr. Mustafa BUDAK Başmüdürlüğümüzü ziyareti esnasında Galata Dahili ve Ecnebi Malları Gümrük ve Depo binası çiziminin tablolaştırılmış bir örneğini takdim etmişlerdir.  (Resim-7).

Aşağıdaki fotoğrafta Galata Dahili ve Ecnebi Malları Gümrük ve Depo binasının içi görülmektedir. Fotoğraftan gümrüklü malların geniş bir orta avluda depolanıp işlemlerinin yapıldığı anlaşılmaktadır(Resim8)


1911 yılında Karaköy’deki Çinili Rıhtım Han, ilk olarak antrepoculuk yapan bir Fransız firması tarafından kullanılmıştır. 1930’lu yıllarda denizcilik işletmeleri tarafından kullanıldıktan sonra gümrük teşkilatına hizmet binası olarak devredilmiştir.17.03.2014 tarihine kadarhizmet binası olarak kullanılmaktadır. (Resim-10).


(Resim-11)

1909-1923 yıllarında Gümrükler Umum Müdürlük şeklinde Maliye Vekaleti'ne bağlanmış, Rüsumat Umum Müdürlüğü olarak faaliyetini sürdürmüştür.1923-1931 Cumhuriyetin ilk yıllarında bu yapı aynen sürdürülmüştür.
Cumhuriyet döneminin ilk Tarife Kanunu ve İthalat Umumi Tarifesi spesifik sistemi esas alan ve 1 Ekim 1929 tarihinde yürürlüğe giren 1499 sayılı kanundur. 1499 sayılı Gümrük Tarife Kanunu gümrük resimlerini arttırmıştır. 29 Aralık 1931 tarihli ve 1909 sayılı Kanun'la Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti kuruldu. Böylece Rüsumat Emaneti’nin kaldırıldığı 1909 yılından 22 yıl sonra, tekel idare ve işletmeleri ile birlikte Maliye Bakanlığından ayrılarak, müstakil bir Bakanlık olarak yeniden organize edilmiştir.
Bunun sonucu olarak bilhassa güney sınırlarımızda büyük boyutlara ulaşan ve hemen hemen bütün gümrüklerimizde kaçakçılık faaliyetlerinde büyük artış görülmüştür. Kaçakçılık faaliyetlerindeki bu büyük artışı dikkate alan hükümet tedbir alma gereği duymuş ve bunun sonucu olarak Güney sınırlarımızda yarı askeri nitelikte, 27 Temmuz 1931 tarihli 1841 sayılı Kanunla “Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığı”nı kurmuştur. 1917 sayılı kanunla Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığı ve 1989 sayılı kanunla da o tarihte Maliye Bakanlığına bağlı bulunan Tekel İdare ve İşletmeleri, yeni kurulan Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti'ne bağlandı. Bilahare Bakanlık isim değişikliği ile Gümrük ve Tekel Bakanlığı olarak faaliyetini sürdürmüştür.
16.07.1956 tarihinde çıkarılan 6815 sayılı Kanunla Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığı’nın kaldırıldığı, bunun yerine Seyyar Jandarma’nın kurularak İçişlerine Bakanlığına bağlandığı ve sınır, kıyı ve kara sularımızın muhafaza ve emniyeti ile gümrük bölgesinde kaçakçılığın men, takip ve tahkiki görevi İçişleri Bakanlığı’na devredildiği ancak, gümrük kapılarıyla, gümrük teşkilatı bulunan hava ve deniz limanlarıyla, Marmara Denizi, Çanakkale ve Karadeniz boğazlarında ve bu yerlerdeki gümrük bölgesinde gümrük muhafaza vazifeleriyle, kaçakçılığın men, takip ve tahkik görevleri Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti’ne verildiği görülmektedir. Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığı’nın yerini ise merkezde Gümrük Muhafaza Müdürlüğü almıştır.
1983 senesinde, Gümrük ve Tekel Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı kaldırılmış ve her iki bakanlığın merkez ve taşra teşkilatı 13.12.1983 günlü 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kurulan Maliye ve Gümrük Bakanlığına bağlanmıştır.
1983 yılında Maliye Bakanlığı ile birleştirilen Gümrük Teşkilatı’nın bu teşkilat yapısı 1993 yılına kadar devam etmiştir. 02.07.1993 günlü 485 sayılı “Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” uyarınca 1993 yılında Gümrük Teşkilatı Başbakanlığa bağlı müstakil bir Müsteşarlık olarak yeniden organize edilmiştir. Anılan kararnamede Müsteşarlığın kuruluş amacı; Gümrük ve Gümrük Muhafaza hizmetlerini düzenlemek ve yürütmek, kaçakçılık fiil ve teşebbüsleri ile mücadele etmek üzere, Başbakanlığa bağlı Gümrük Müsteşarlığının kurulmasına, teşkilat ve görevlerine ilişkin esasları düzenlemektir.
29.07.2003 tarih ve 25183 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2003/5932 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Gümrükler Başmüdürlüğü ve Gümrükler Muhafaza Başmüdürlükleri birleştirilerek tek çatı altında Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğü adı altında faaliyetlerine devam etmiştir.
08.06.2011 tarihli ve 27958 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Gümrük Müsteşarlığı kaldırılarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı kurulmuş ve Bakanlığımızın kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları yeniden düzenlenmiştir. Son olarak, 22.12.2011 tarih ve 28150 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2011/2474 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Taşra Teşkilatında Düzenleme Yapılması Hakkındaki Bakanlar Kurulu kararı ile Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlükleri kaldırılarak Bölge Müdürlükleri kurulmuş olup Başmüdürlüğümüz İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü adı altında hizmetine devam etmektedir. 1930 yılından bu güne İstanbul Gümrüklerinin merkez binası olarak hizmet verdi. (Resim-12)

 
17.03.2014 tarihinden itibaren Yeşilköy Mah. Atatürk Cad. No:4 Bakırköy'de bulunan yeni hizmet binasında faaliyete başlamıştır.(Resim-13)